22 Ağustos 2014 Cuma

Tatil Günlüğü-1 Datça

Bu seneki tatilimiz benim için çok önemliydi.Çünkü oğlumun ilk tatili olacaktı.Yağız çok sosyal bir çocuk.Sorun yaşamayacağımızı biliyordum. Ama hemen adapte olur mu? Sonuçta ortamdan daha önemli bir unsur var. Oda, İklim. Bolu'nun serin ortamından Ege'nin sıcak kollarına. Tatile Datça'da başladık. Yağız sahile indiğimiz ilk andan itibaren kendine bir arkadaş buldu. Aslında Melis bizi buldu. Yağız kendi kendine oynarken oğlumun yanına geldi ve birlikte oynamaya başladılar. 

Datça, çok güzel, huzur verici, sessiz, sakin, kafanızı dinlemek için güzel bir sahil kasabası.Bir tarafı Ege diğer tarafı Akdeniz.Bir doğa harikası Datça. Esen serin rüzgarı yazın kavurucu sıcağını alıp götürüyor. Böylece tatil daha da güzelleşiyor. 

Datça'da istediğiniz her yerden denize girebilirsiniz. El değmemiş, narin bir genç kız gibi. Kumsal bulmak çok zor ama. Şöyle kumlara uzanayım derseniz bulamazsınız. Her yer taşlık. Ancak bu taşlıklar insana zarar veren ya da rahatsız eden taşlardan oluşmuyor. Sıkıntı yok yani ;)

Günün her saati deniz tertemiz, mis gibi. Yaşadığınız şehirde sıkıldıysanız, hayatınızda bazı şeyler iyi gitmiyorsa ya da bunalımdaysanız, Datça'ya gidin. Özgürlüğün ne olduğunu keşfedin yada tekrar keşfedin. Kendinizi keşfedin, sağlıklı ve mutlu olun. Tam bir terapi yeri.

 Yağız her gün banyo yaptığı için suyu çok seviyor. Banyo kapısını açık gördüğü anda banyoya girip bağırmaya başlıyor.  Denizde de öyle olur mu acaba diye düşünüyorduk. Daha fena oldu. Suya giren minik kurbağa sudan çıkmak istemedi hiç. İlk günlerde simidiyle girdi sonra onuda istemez oldu :)Daha detaylı oğlumun blogunda anlatacağım. Tatilden geleli 10 günü geçti ancak ben çok hastalandığım için daha yeni bloglarıma göz atabiliyorum. 
 Oksijen bakımından Dünya'nın ikinci, Türkiye'nin en zengin bölgesidir. Ünlü tarihçi Strabon'un bu konuda meşhur bir sözü vardır:
"Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası'na bırakır."
Gerçekten de öyle. Datça'da yaşayan insanlara bakıyorum da hepsi sağlıklı ve fitler :) Datça'ya mı yerleşsek diye çok düşünüyoruz :) 
 Beni her yerde bulan kediler tabi ki burada da buldular. Yağız ve ben sürekli kedilerle sınav olduk. Önümüz sağımız solumuz her yer kedilerle doluydu.Tam benlik bu Datça. Cennet gibi :)
 Fotoğrafçılığa heves etmiş olan ben, acemi fotoğrafçı, fırsat buldukça elime fotoğraf makinamı alıp Datça'nın güzelliğine daldım. Tabi ki Yağız'dan fırsat buldukça :)
 Sabahları sahile yürüyüşe çıktım. Oksijen oranı o kadar güzel ki Bolu'da da öyle olduğu için beni hiç çarpmadı. Ama kirli havaya sahip şehirlerden gelenleri mutlaka oksijen çarpar. Sahilin başından limana oradan da çarşıya sonra tekrar geri.Sabah balıktan gelenleri izlemek, denize girenlerin sessizliğini dinlemek bana o kadar çok huzur verdi ki!


Datça'ya ulaşım nasıl diye merak edenler için söyleyeyim:
Marmaris’ten Datça’ya 70 km’lik bir karayolu ile ulaşılmaktadırYaz aylarında Datça-Bodrum arasında çalışan feribot seferleri ile Bodrum’a 2 saatte ulaşılmaktadır. Datça’ya Milas-Bodrum ve Dalaman Havalimanları yoluyla yurtiçi ve yurtdışı hava ulaşımı sağlanmaktadır.  Marmaris'ten sonra yolu biraz engebeli yani çok dönemeçli. Ama manzarayı izleyerek geliyorsanız paha biçilemez bir güzellik izliyorsunuz demektir.   
Datça'nın birçok yerinde karavan görmek mümkün. Bu bana daha da bir huzur verdi. O kadar vukuatsız bir yer ki. İnsanlar kendilerini her daim güvende hissedebiliyor. 
 Umarım Datça'da imara açılıp bu bakirliğini kaybeden sahil kasabalarımızdan olmaz. Ülkemiz zaten çok değerlerini kaybetti ve kaybediyor. Bari bozulmamış yerlerine sahip çıksa...
 Çocuklarımız büyüdüğünde böyle el değmemiş yerlerimiz kalacak mı acaba?
 Datça sahilden çarşının tam tersi istikametine doğru gittiğinizde bu güzelliklerle karşılaşıyorsunuz. Huzur, huzur, huzur...
 Tatil günlerinden bir gün artık buradaki bükleri gezme vakti geldi diye çıktık yola. Ve geldik Kargı Bükü'ne. Merkeze yakın olmasına rağmen, ne aşırı bir yoğunluk ne de yoğun bir yapılaşma var. Buraya kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Yağız'da bayıldı tabi ki. Onu sudan çıkarmak çok zor oldu :) 
 Tabi ki sudan çıkınca güneşlenmeyi unutmadık. Biraz firikikte versek :)
 Günün çoğunu suda geçiren minik kurbağamın nasıl bir enerjisi varsa, gece 21.30 da uyuması gerekirken illaki 1 saat geç yatıp sabahın 6sında kalktı :)
 İşte simidi atıp yüzme çalışmalarının başladığı Palamut Bükü :) Denizi çok temiz. Her daim dibini görebiliyorsun. Havuz gibi.


 İleride bir ada ve üstünde bir tekne barınağı var. Şuan kullanımda mı bilmiyorum.Kime sorduysam bilmiyorum dedi.



 Dedim ya Datça tatilimizde bizi kediler hiç bırakmadı. Ama oğlumda bende bu durumdan hiç şikayetçi olmadık. Hele ki ben çok yorulduğum anlarda eşimde yorulduysa artık hemen bir pisi pisi çağırıp oğluma musallat edip ohhh rahat rahat oturuyordum. Tabi ki gözüm oğlumda olarak. Ama kedilerde köpeklerde bebeklere hiç zarar vermez. Bunu çok iyi biliyorum :)










Datça'ya gittiğinizde mutlaka şunu yapın demeyeceğim. Kendinizi Datça'ya bırakın.O sizi sarıyor zaten. Kalın sağlıcakla.

2 yorum:

  1. Gülevcim ne güzel anlatmışsın. İyi bir tatil geçirdiğinize çok sevindim. Bu sene biz de Datça'ya gitmeyi planlıyoruz. O kadar heyecanlıyım ki. Bu arada frikikli fotoğrafa bayıldım! :))

    YanıtlaSil
  2. Evet canım.Güzel bir tatil geçirdik. Daha devam edeceğim günlüklere. Çok hastalandım zamanında yazamadım. Sevindim sizinde Datça'ya gideceğinize.Çok güzel bir terapi olur. Şuan vaktim olsun tekrar giderim.Diğer postuda yayınlayacağım bugün. Eski Datça ile ilgili. Öpüyorum...

    YanıtlaSil

 

GÜLEVCE Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template