25 Eylül 2013 Çarşamba

Seksenler-Doksanlar


          Seksenlerde doğup doksanlarda büyüyen biriyim ben. 1984'te doğdum.6 yılımı seksenlerde geçirsem de pek hatırlamıyorum. Yine de TRT 1'de yayınlanan "Seksenler" dizisinde çok şeyimi buluyorum. Çok büyük zevkle izliyorum. Ancak doksanlı yıllar, ah o güzel yıllar, çocukluğum, her şeyin masum olduğu ya da biz çocukların öyle gördüğü :) Biri gelse seni o yıllara geri götüreceğim dese, hiç hayır demem. Şimdiki hayatımdan çok memnunum ama insan çocukluğunu çok özlüyor. "Doksanlar" dizisinin şarkısında diyor ya "Sokakta oynayan en son çocuklardık biz" Samet abim, Semih, abim ve ben... Yapmadığımız yaramazlık kalmadı. Ama yaramazlıktan öte, kasetlerimizi takas ederdik, sokak ortasında misket oynardık, leblebi tozunu yüzemüze üflerdik, ekşi sakızı çiğner ekşiliği bitince annemizden para istemek için bas bas bağırırdık " Annnneeeeeee", deli gibi hiç yorulmadan bisiklete binerdik, icatlar yapardık, gece hep beraber televizyon izlerdik ama tek kanal ( özel kanal teleon vardı), Tansu'nun atarisini bizim televizyona bağlar bağıra çağıra oynardık, düğün salonunda gazoz içmek için evden gizli çıkardık. Ananemle radyoda radyo tiyatrosu dinler, ananemin peçkada benim için pişirdiği patatesleri yerdik. Kapının önünde Simge, Şule ve ben kaşık oyunu oynar bütün esnafa gösteri yapardık. Arka mahalledeki arkadaşlarla, Selin, Sevcan, Gülden, Simge ve ben mahalle tiyatrosu yapar, bilet hazırlar satardık. ( Aslında satmazdık, dağıtırdık.) Sezen Aksu'nun, Nilüfer'in, Ajda Pekkan'ın tadı bir başkaydı o yıllarda. Okul çaylarını dört gözle beklerdik, çekilişten ne çıkacak acaba merakıyla :) Sokaklarımız cıvıl cıvıldı, suratı asık insan neredeyse yoktu. Bu zamanla karşılaştırmak dahi istemiyorum. Ama oğlum öyle bir ortamda büyüyemeyecek, ona üzülüyorum.




0 yorum:

Yorum Gönder

 

GÜLEVCE Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template